“Hayattan keyif almıyorum.”
“Yorgunum ama fiziksel değil.”
“İnsanlarla olmak istiyorum ama aynı zamanda hiçbir şey yapmak istemiyorum.”
“Gülümsemek artık yorucu.”“Eskiden zevk alarak yaptığım şeyler artık zevk vermiyor.”
Hem Manavgat’ta bulunan kliniğimdeki yüz yüze terapilerimde hem de şehir dışı ve yurt dışında yaşayan danışanlarımla yaptığım online görüşmelerde sıkça duyduğum cümleler bunlardır.
Bu cümleler, depresyonun sadece “üzüntü” değil, ruhsal bir çöküş hali olduğunu bize gösteriyor. Üstelik bu çöküş çoğu zaman sessiz gelir. Kişi içsel olarak yavaş yavaş çekilir, enerjisini kaybeder, motivasyonunu yitirir ve zamanla yaşadıkları ona “normallik” gibi gelmeye başlar.
Bu yazıda depresyonun belirtilerini, nedenlerini, kimlerde daha sık görüldüğünü ve terapi sürecinde nasıl çalışıldığını tüm açıklığıyla paylaşıyorum.
Depresyon, tıbbi olarak tanımlanmış ciddi bir duygudurum bozukluğudur. Günlük hayatın işleyişini etkileyen, düşünce sistemini, duyguları, davranışları ve bedensel işlevleri doğrudan etkileyen bir rahatsızlıktır.
Halk arasında “üzüntü” ya da “mutsuzluk” olarak görülse de depresyon, yalnızca kötü bir gün ya da haftadan ibaret değildir. Uygun destek alınmadığında aylar, hatta yıllar sürebilir.
Depresyon belirtileri kişiden kişiye değişebilir ama yaygın olarak şunlar görülür:
Sürekli üzgün, boşlukta ya da umutsuz hissetme
Değersizlik, suçluluk veya yetersizlik düşünceleri
Eskiden keyif alınan aktivitelerden zevk alamama (anhedoni)
İçe kapanma, yalnız kalmayı tercih etme
Konsantrasyon güçlüğü
Karar verememe
Geleceğe dair umutsuzluk
Kendine zarar verme düşünceleri (ağır vakalarda)
Aşırı uyuma ya da uykusuzluk
Enerji eksikliği, kronik yorgunluk
İştah değişiklikleri (aşırı yeme veya iştahsızlık)
Baş, sırt ve mide ağrıları (psikosomatik etkiler)
Depresyonun ortaya çıkışında biyolojik, psikolojik ve çevresel birçok faktör etkilidir:
Genetik Yatkınlık: Ailede depresyon öyküsü olan bireylerde risk artar.
Travmalar: Çocukluk çağı istismarı, kayıplar, şiddet görme, aldatılma gibi duygusal darbeler
Hayat Değişimleri: Taşınma, boşanma, iş kaybı, emeklilik, bebek sahibi olma gibi büyük değişiklikler
Düşük Benlik Algısı: Kendini yetersiz, değersiz veya sevilmeyen biri gibi hissetmek
Süregelen Stres: Uzun süreli stres altında yaşamak, kişide zamanla tükenmişlik yaratabilir
Kadınlarda erkeklere oranla iki kat daha sık görülür
Yoğun stres altında çalışan bireylerde
Sosyal destek sistemi zayıf olanlarda
Daha önce travmatik deneyimler yaşamış kişilerde
Mükemmeliyetçi, kendine karşı aşırı eleştirel kişilerde
Bazı kişiler depresyonda olduklarını fark etmez. Çünkü:
“Ben tembelim.” diye düşünür
Güler yüzle maskeler
Sürekli meşgul olarak kaçınır
“Daha kötüsünü yaşayanlar var, ben nankörlük etmeyeyim.” diyerek susar
Ancak şunu unutmayın. Duygular bastırıldıkça büyür. Sessiz kalmak, çözüm değildir.
Depresyonun tedavisinde tek bir yol yoktur. Her bireyin yaşadığı depresyonun derinliği, nedenleri ve duygusal yapısı farklı olduğu için, terapi süreci de kişiye özel olarak planlanır. Ancak klinik çalışmalarda etkili olduğu kanıtlanmış bazı terapi yöntemleri depresyonun tedavisinde öne çıkar.
Depresyonun en yaygın kullanılan terapi yöntemlerinden biridir. Kişinin kendisi, çevresi ve geleceğiyle ilgili olumsuz düşünce kalıplarını fark etmesini ve bu düşünceleri daha işlevsel düşüncelerle değiştirmesini hedefler.
Örnek:
“Ben değersizim.” → “Bu duygu bana ait, ama beni tanımlamaz.”
“Ben başarısızım.” → “Bazı alanlarda zorlanıyor olabilirim ama bu beni başarısız yapmaz.”
“Hep böyleyim.” → “Bu bir dönem, geçmişte farklı davrandığım zamanlar da oldu.”
“Kimse beni sevmiyor.” → “Şu an böyle hissediyorum ama bu duygunun gelip geçici olduğunu biliyorum.”
BDT, depresyonda kişinin çaresizlik, umutsuzluk ve suçluluk hislerini yeniden yapılandırmak için oldukça etkilidir.
Depresyonun kişiyi içine çektiği “sorunlara odaklı” düşünce tarzının tersine, çözüm odaklı terapi kişinin güçlü yönlerine ve kaynaklarına odaklanır. “Sorun nedir?” değil, “Ne işe yarıyor? Neyi daha önce başarabildin?” gibi yapıcı sorularla ilerler.
Bu yaklaşım, depresyonla mücadele eden bireyde iç motivasyonu güçlendirebilir.
Eğer depresyonun kökeninde travmatik bir deneyim (çocukluk istismarı, kayıp, aldatılma, ani değişim vb.) varsa, EMDR terapisi oldukça etkili olabilir.
Bu yöntemde birey, travmaya dair anıları güvenli bir ortamda işler ve o anılara dair duygusal yük hafifletilir. Özellikle tekrarlayan depresyon yaşayan bireylerde EMDR çok başarılı sonuçlar verebilir.
Bazen birey, duygularını ifade edecek güvenli bir alana ihtiyaç duyar. Destekleyici terapi, yargılanmadan dinlenmenin, anlaşılmanın ve duygusal yükü paylaşmanın iyileştirici etkisini ortaya çıkarır.
Bu süreçte bireyin iç dünyası yapılandırılır, yalnızlık hissi azalır, kendine karşı şefkat geliştirmesi desteklenir.
Depresyon tedavisinde bazı durumlarda ilaç desteği gerekebilir. Özellikle:
Kişi gündelik işlevlerini sürdüremiyorsa
Uyku ve yeme bozuklukları şiddetliyse
İntihar düşünceleri varsa
Terapiye erişim sınırlıysa
bu durumlarda psikiyatrist yönlendirmesiyle antidepresan tedavisi uygulanabilir.
İlaçlar, terapi sürecini destekleyici nitelikte kullanılmalı, asıl dönüşüm yine psikolojik çalışmayla sağlanmalıdır.
Depresyon, tedavi edilebilir bir ruhsal durumdur. Destek alınmadığında sessizce ilerler, kişinin iç dünyasını ve ilişkilerini yavaş yavaş yıpratır. Ancak doğru zamanda alınan psikolojik destekle birey yeniden güçlenebilir, yaşam enerjisini geri kazanabilir.
Eğer siz de kendinizi sürekli yorgun, mutsuz, kararsız veya değersiz hissediyorsanız ve bu duygular uzun süredir geçmiyorsa, en kısa sürede bana ulaşabilirsiniz. Bu belirtilerle tek başınıza mücadele etmek zorunda değilsiniz. Manavgat’taki ofisimde yüz yüze terapi, şehir dışı ve yurt dışında yaşayan danışanlar için ise online terapi seçenekleri sunuyorum. Depresyonun hayatınızı mahvetmesine izin vermeyin. Bana ulaşın birlikte çözelim.
Soru sormak, detaylı bilgi almak ya da randevu oluşturmak için WhatsApp butonuna tıklayabilir veya psikologsinanyuksel@gmail.com adresine mail gönderebilirsiniz.
Kendinize ve ruh sağlığınıza iyi bakın.
Uzman Klinik Psikolog Sinan Yüksel
Manavgat Psikolog | Bireysel, Çift ve Cinsel Terapi
Copyright @ | Uzm. Kln. Psk. Sinan Yüksel | Tüm Hakları Saklıdır.